Connect with us

Makale

Melanetin Başı

Kim ne derse desin, tüm melanetlerin başı halktır. Dişinden tırnağına kadar silahlanmış tüm bu devletler güçlerini ve de korkularını, halkın muazzam ürkütücü cehaletinden, düşkünlüğünden, muhtaçlığından, uhrevi teslimiyetinden, taşı çatlatan sabrından alıyorlar

Amerika ve Rusya, Duma’da kullanılan kimyasal silah konusunda birbirlerini suçlamayı sürdürüyorlar. Amerika, silahı Esat rejiminin kullandığını ve dolayısıyla ağır bedel ödeyeceğini; Rusya ise rejimin öyle bir silah kullanmadığını, Suriye’ye saldırı için bahane arandığını söylüyor.

Her iki devletin de suç hanesi haylice kabarık ve kanlı olduğu için son kimyasal saldırıda kimin doğru, kimin yalan söylediği pek o kadar önem arz etmiyor. Her ikisi de stratejik ve taktik çıkarları gereği, bol bol suç işliyor, yalan söylüyor. Suriye’de yıkıntı, kan, gözyaşı ve zehirli gaz gerçekliğini bunlar yarattı yamaklarıyla birlikte. Amerika daha dün, ‘köleliği reddediyor, bağımsız yaşamak istiyorum,’ diyen Güney Kürdistan’ın bir bölümünü, petrol çıkarları için Irak ordusuna işgal ettirdi. Rusya, Türkiye’nin Amerika ile çelişkilerini kızıştırmak, S-400 satışı ve nükleer santral gibi yatırımları daha ileri boyutlara taşımak için Türk ordusuna Afrin kapısını açtı.

Her iki güç, Orta Doğu’da dünyanın güvenliği ile oynuyor. Amerika, bu bölgenin baş jandarması benim diyor. Rusya, sen girdiğin yerlerde kaos yaratıyorsun, asıl jandarma benim demekle kalmıyor, İran ve Türkiye ile birlikte Suriye anayasasını hazırlama hakkını da kendinde görüyor.

Suriye’de şu an dört ülke var ama Suriye yok. Suriye’nin vicdanı, umudu ve özgürlüğü durumunda olan, silahlanmış bir komünist partisi de yok. Bırakalım Suriye’yi, koca Arap dünyasında bile bir komünist partisi yok. Suriye’deki durum, Odysseus destanındaki duruma benziyor. Odysseus’un yokluğundan yararlanan talipler, Penelope ile evlenmek için evi işgal ediyorlar. Sonunda Odysseus dönüyor ve tüm talipleri tepeliyor. Suriye’de durum, esamesi bile okunmayan bir komünist partisinin talipleri değil, taliplerin birbirlerini tepeleyeceklerini gösteriyor.

Kim ne derse desin, tüm melanetlerin başı halktır. Dişinden tırnağına kadar silahlanmış tüm bu devletler güçlerini ve de korkularını, halkın muazzam ürkütücü cehaletinden, düşkünlüğünden, muhtaçlığından, uhrevi teslimiyetinden, taşı çatlatan sabrından alıyorlar. Gelmiş geçmiş devrimlerin hiçbirini halk yapmadı. Halkın, aydınlanmış binde birinin önderliğinde, halkın öfkeyle harekete geçen yüzde beşi yaptı. Ürkütücü kahhar çoğunluğun, yani halkın seyirci kaldığı yerlerde devrimler gerçekleşti. İspanya gibi halkın seyirci kalmadığı yerlerde ise devrimler boğuldu. Tarih, halktan nefret ediyor ama seyirci kaldığı durumlarda seviyor onu.

Muzaffer Oruçoğlu

Günün Haberleri

More in Makale