Connect with us

Makale

Özgüven, gerçekleri olduğu çıplaklığıyla ortaya koymaktır! -1-

Tarihin global radikal eleştirisinin birleştirici gücü mahiyetiyle sahneye çıkan örgüt, zamanın mirasını emip geçmişin hafızasında yer alanları diyalektik eleştiriyle şimdiki zamana bağlayıp teori geliştirir

Hegel “Minerva”’nın baykuşu, uçuşuna ilkin alacakaranlığın çöküşüyle başlar. Varsayımsal belirlemesinde bulunurken, sonrasında Marks’ın konstrüktivist (inşa edeceği, baştan kuracağı) yeni bir felsefe dilini, başka dilde felsefe yapmaya kulvar açtığında alacakaranlık, başka bir açıdan felsefeyi gökyüzünden yeryüzüne indirerek; tarihin nesnelin, ontolojik olanın özüne vararak, yaşayan insanın somutluğundan yola çıkmanın felsefesini örüyordu. Yanılsamalı bilinçten kurtulmayı zorunlu kılar ilkesi; ontolojik duruma işaret edip önceden idealleştirilmiş olguları, ideaların varlığını dıştalayarak her şeyin tarihsel olduğunu vurguluyordu. Bu bağlamda Lenin “Marksizmin bütün ruhu, bütün sistemi; a) yalnızca tarihi bakımdan b) ancak diğerleri ile ilgili olarak c) tarihin somut denemeleri yönünden incelenmesini ister” ister kriteriyle, Marksizmi ülküsel dogmalardan ve kehanet teolojisinden kurtarıyordu.

Yeryüzünde ki tekmil kutsalları, aklın üstüne çöken putları, özgürlüğün çıkış yerine oturtan mülkiyetin kuluçkası aileyi, ilkeleri  kurutup köleleştiren sömürüyü, muktedirin bekalarını maddi ve manevi eşitsizlikleri, kulluk makamıyla huşu seliyle secde ettiren ideolojileri parçalayıp tarihin çöplüğüne göndermeye aday örgütte tarihseldir. Örgüt, gerçeği tersyüz ederek yanılsamalar üreten imaj ve gösteriye dönüşmüş meta dünyasının birleştirici toplam eleştirisiyle yani sınırsız ve sınıfsız toplumun global eleştirisiyle yabancılaşmış toplumsal yapının normatif değerlerine yöneltilen global radikal bir eleştiridir. Metaların yanılsama dünyasında tasvir nesnenin, kopya aslının, temsil gerçekliğin, imaj toplumsal özün yerini alarak yanılsamayı hakikat gösteren aileyi, yabancılaşmış toplumsal yaşamı ve devleti kutsar. Kutsallık artıkça (doğa ve toplum) hakikati gizlenir. Yanılsamalar üreten meta dünyasında, insanın kendini ve normatifin bir kural gücü olan özdeşim döngüsel olarak üretmesi, eş deyişle ez cümlenin aynılaşması gerekir.

Normatifliğin global radikal eleştirisi olarak örgüt, gerçeğin tersyüz edildiği değerler ölçüsünün bir yanlışlık anının, sistemin norm ve kurallarının dışına çıkmanın özdeş olmayanın ürünüdür. Tarihin global radikal eleştirisinin birleştirici gücü mahiyetiyle sahneye çıkan örgüt, zamanın mirasını emip geçmişin hafızasında yer alanları diyalektik eleştiriyle şimdiki zamana bağlayıp teori geliştirir. Olgu ve olayların içerim ve görsel imgeleriyle sınırlı kalmayan global eleştiri dünden bugüne ezilenlerin açık ve arı deneyimlerinin evrensel senteziyle dönüştürücü ve dönüşen teorisini yaratır. Ezilenlerin devrimci teorisi örgütle hayat bulur. Teorinin pratikleşme sürecinde örgüt ile ezilenlerin, mücadele seyrinde tek yanlı olmayan geniş ve organik bağıntılar ifadesine bürünerek praksisi oluşturur. Lenin “devrimci teori nihai biçimini ancak gerçek bir devrimci hareketin pratik eylemliliğiyle ilişki içine girdiğinde alır” vurgusuyla betimlediği devrimci praksis zaman ve uzam prizmasında mücadelenin çok karmaşık ilişkiler sürecinde devinimsel olarak kendini aşar. Ölümlü olan örgüt sınıf, sınır ayrılığının son bulduğu düzleme gelindiğinde amacın aksine uygun dönüşümle tarihselin yadsınmasına uğrar ve atomize olmuş, başkalaşım geçirmiş cesedinin üzerinde yeni formlarda örgütler, derlenir. Tarihsel bir araç olan üç büyük kutsallaştırılmış yanılsama (aile, yabancılaşmış toplum, devlet) bilincinin karşısına dikilen örgüt, hiçte kutsal olmayan biçimde oldukça açıklığıyla akışta yerini aldığında, niteliği, formu ve biçimi diyalektik süreçte tarihselliğin değerleriyle ve mücadelenin genel özel çatışkılarıyla yapılanır. Bu onu genelin içinde biricik kılar. Biricikliği kutsal hareyle tanımlanamaz, açık bir olgu olarak paylaştığı evrensel müştereklerle birlikte, her örgütün tarihsel olması nedeniyle dönemin form ve biçimlerine bürünürken özgün olmasından dolayı ayrı bir yol izler.

Uluslararası Komünist Hareketin tarihinde, iki büyük devrime, Ekim ve Çin devrimlerine önderlik eden SBKP ve ÇKP evrensel, felsefik, teorik mirası paylaşmak ve ortak değerleri taşımakla birlikte özdeş ve aynı değillerdir. Dogmatik şabloncu yaklaşımlarla ikisini birbirine eşitlemek ve onları taklit etmek Marksizm’im ruhuna aykırıdır. Bu yolu izleyenlerin başarılı olma, amaçlarına ulaşma olasılığı da bulunmaz. Tarihten ders almayanlar mistifike edilmiş kör iradeleriyle hep aynı yöntemleri deneyip farklı sonuçlar beklemekten kurtulamamıştır. Pratikleri önce trajediye sonra komediye dönüşür.

Tarihsel olan örgüt bu kötü örneklerden de öğrenir. Felsefik, teorik bağlamların tarihsel değerlerin, iktisadi ve sosyolojik değişkenliklerin olmasına paralel form, nitelik ve biçimsel parametrelerini, işleyiş ve hukuk ölçülerini örgütleme metot ve araçlarını değiştirmek göreviyle karşı karşıyadır. Teorik, politik parametrelerinde niteliksel ve tezahürsel değişimlerde bulunulmadığında, teorik politik parametreler ile örgüt formu ve örgütsel metodolojisi arasında niteliksel farklar bulunduğunda karşıt zıtlıkla oluştuğunda kadim kural devreye girer. Örgütsel metodoloji pratik her yeniden üretimde yani enformatik ve kültürel değerler ürettiğinde, bu praksis politik öznelerin, icracıların bilincinde örgütsel pratiğin yeniden üretiminde ki değerleri oluşturarak teoriyi, teorik politik parametreleri yutar. Metaforik olarak, yosunlu eski şişenin yeni suyu çürütmesiyle benzeştirilebilinir. Siyasal literatürde buna oportünizm denir. Oportünizm herhangi bir tehlike değildir, dönüştürücüdür, turnusol kağıdıdır. Misal teorik politik parametrelerde, sosyalist kültürün esas alındığı deklare edildiğinde; örgüt formu, örgütsel metodolojinin edimsel sergilemelerinde ve hukuksal norm tasarruflarda iktidarcı militarist kültürü yeniden ve yeniden üretiyor ya da atanmış üniformalılar yönetimiyle onlara sınırsız imtiyazlar, dokunulmaz zırhlar sağlıyor, aleni suçlarını sümen altı edip sırt sıvazlanıyorsa ve bu yaklaşım hakim karakteristik sergilemeler oluyorsa, edimler tasarruflar praksisi ezilenlerin “özene” özenme pedagojisi ve yönetiminin imtiyazlı konforuyla birleşerek egonun dayanılmaz çekiciliğiyle iktidarcı, militarist kültürü devamlı üretir. Böylesi bir durumda aradaki sosyalist demokrasi mürekkebe bulandırılmış kelimelerden ibarettir. Başkada hükmü olmaz.

Teori ve pratik arasındaki yön farkları makas açıldığında iki olumsuz eğilim birbirine karşıt gelişir. İlki bir yandan pratiğin önüne geçen, pratikten soyut tek taraflı teorik ısrar, teorist eğilim. İkincisi; teoriyle bağlarını koparmış hareket için hareket düsturuyla yön alan plansız, programsız günü kotarmaya dönük dağınık, eskinin tekrarı olarak kör pratik. İki eğilim birbirinin karşıtı olarak beslenir, biri diğerini yutar. Pratikte her gün yeniden ve yeniden üretilen bilinçlerde yer edinerek baskın çıkar. Örgütsel panoramanın ampirik göstergelerin sunduğu alışkanlık olduğu üzere, oturumla yeni paradigma taçlanırken, paradigmaya uyumlu ve onu pratik aksiyomlarla yeniden üretecek örgüt niteliği, örgütsel metodoloji, işleyiş ilkeleri ve hukuksal normların boş bırakıldığı ve de paradigmayı yaşama geçirecek ciddi bir hazırlığın, projenin, yönelimin ve öznenin, icracının oluşturulmadığıdır. Bu gerçeği herkesin görebileceği şekilde yukarı çıkarıp sergilemek demoralizisyona sebep vereceğinden tercih edilmemekte bugün. Mutlaklaştırmadan, diyalektik olacak kimi hallerde geçerli olabilecek özgün karakteristik eğilime dönüştürmemek gerekmektedir. Güce ve koşullara endeksli olanlar eksen değiştirir. Devrimcileri güçlü tutan amaçları ve gerçekleridir. Özgüven gerçekleri olduğu çıplaklığıyla ortaya koymaktır. Halka ve yoldaşlarımıza karşı sorumluluk bunu elzem kılar. İlk oturumumuz tarihimizi olumlulukları ve olumsuzluklarıyla, tarihimizdeki ciddi hataları muhasebe edip halkın taktirine sundu. Herkesçe tasdik edilen olumsuzlukların resmen deklare edilmesi halkta ve yoldaşlarda demoralizasyon  veya güven kaybı yaratmadı. Bilakis kitlelere karşı şeffaf olunması taktir ve güven kazandırmıştır.  Şeffaflık, sorgulana bilirliği, denetimi ve adalet duygusunu güçlendirir. Felsefi, teorik ve politik eksikliklerin ve yönetim hatalarına rağmen ilk oturum önderliği proje, politik kampanya ve cüretli, nitelikli öznelerle, icracılarla saflarda politik heyecan, coşku ve sinerji yaratabilmişti. Burada altı çizilen, stratejiyi besleyen taktik politikalarda, politik proje kampanyalar ve paradigmaya uyumlu cüretli, nitelikli özneler icracılardır.

Cafer Çakmak

Günün Haberleri

More in Makale